27 Ocak 2011 Perşembe

Bir düzen var!

Geri kalmış ülkelerin kaderi midir yoksa kadersizliğidir kafa yormak gerekmez.
Kendilerine layık görülen muameleler birbirinin aynıdır. Osmanlı’nın yıkılışı, Türkiye’nin yeniden ortaya çıkışı ve daha sonra diğer 3. dünya ülkelerine bakıldığında gerçek bir kez daha ortaya çıkar.
Gelişmiş ülkeler aynı yoldan gider…


***
Bir ülkeye derinlemesine nüfuz etmek, kritik mevkileri ele geçirmek, gerektiği zaman da baskı kurmak.
Osmanlı’ya ayaklanma karşılığında halifeliği Araplara verme sözünde bulunan İngilizler, daha sonra böyle bir sözünün olduğunu da unuttu. Hindistan’ı sömürgeleştirdiği dönemde, o tarihte bile dünyanın en fazla nüfusuna sahip ülkesini çalıştırmaktan geri kalmadı. Sömürgesi, Gandhi gibi bir önderin izinde giderek özgürlüğünü kazandığında bile öyle kararlar almıştı ki, hala Hindistan İngiltere’nin arka bahçesi özelliğini devam ettirmektedir.
***
Menfaatlerinin gerektiği zamanlarda işbirlikleri yapmaktan geri kalmadı. Gerektiği zaman Almanya ile bile aynı yönde kararlar aldı. İtalya’yla, Fransa’yla Rusya’yla ve büyük bir İngiltere görünümündeki ABD’yle bile anlaşmalar yaptı.  İngilizler bir örnek.  Sömürge düzeninin aktörleri de aynı yollardan geçtiler. Zamanında Portekiz, İspanyol, Hollanda, Ceneviz vb.

Nijerya'daki zengin petrol yataklarına karşın, halkın
yüzde 70′i yoksulluk sınırının altında.
WikiLeaks'te olmasa...
Çağımız sömürge düzeninden kurtulmuş görüntüsünde; ancak ne kadar gerçekçi. Son bir örnek hala sömürgeciliğin devam ettiğinin kanıtı. WikiLeaks belgelerinde ortaya çıktı. Dünyanın petrol devi Shell, Afrika’daki en önemli petrol rezervlerinden birine sahip Nijer deltasıyla yakından ilgili. Öyleki, Nijerya Hükümeti’nde yer alan bakanlıklardaki kritik yerlere adamlarını getirip, istediğini kanunları çıkarttırabiliyor veya aleyhine olabilecek kanunları engelleyebiliyor. Sonuç ortada. Dünyanın en büyüğü olmak için, 150 milyona yaklaşan nüfusun büyük oranı açlık sınırının altında yaşarken, Shell gibi bir firma, dünya devi olabiliyor. Maalesef işbirlikçi, kendini kurtarmaktan başka bir şey düşünmeyen, kişisel hırslarını herkesin ve her şeyin üstünde gören yerel liderler de birer maşadan öteye geçmiyor.

Fatura İtinayla Çabuk Kesilir
Ülkelerini sevenler de istihbarat örgütlerinin çalışmasıyla yerle bir ediliyor ve kurulmaya çalışılan düzenin çarkları devam ediyor. İran’ın eski başbakanı Dr. Musaddık en bariz örneği. Ülkede bulunan petrolü işleyen ve İngiliz ortaklı Anglo-Iranian Oil Company’yi millileştirmek isteyen Dr. Musaddık İngiliz ve ABD gizli servislerinin ortak hareketiyle, darbeyle indirildi. Öncesinde İran petrolü, önce İngiliz Milletler Topluğu ardından diğer ülkeler tarafından baskıyla alınmadı. Değersiz hale gelen İran petrolü ülkeyi kaosa sürüklerken, Dr. Musaddık’a da yol göründü.
***
Körü körüne batı veya “öteki”nin düşmanı değilim. Çünkü ben de ötekine göre ötekiyim. Ancak
Belirsizlik 3. dünya ülkelerinin kaderi..
Ama birileri 3. dünya ülkelerinin kaderini
önceden çizmiş bile...
sömürücülüğün kol gezdiği ülkemizde de, ABD ve büyük devletler aleyhine alınan kararlar veya gelişmeler anında cevap buluyor. Darbelerin istihbarat kaynaklı oldukları gerçeği birer birer ortaya çıkıyor. Osmanlı’nın son 2 yüz yılından bu yana geçen süreçte, kararlar hep birilerine göre alındı, büyük oranda da alınmaya devam ediyor. Bunun sonucunda denge politikaları oluşturuldu. Bir tehkileyi savuşturmak için diğerine başvuruldu. Ülkenin bekasıydı önemli olan. Ancak sömürgeci devletler, günümüzde açık açık ben sömürgeciyim diyecek değiller ya, alışkanlıklarını devam ettiriyor. Ortadoğu’daki petrolü tek başına yedirmek istemeyen gelişmiş ülkeler türlü yalanlar, hileler, zorbalıklarla müdahelelerde bulunuyor. Onlar denge politikası oluşturmuyor, dengeler zaten onlar.
Soğuk Savaş Hiç de Soğuk Olmamış Milyonlarca Kişi Ölmüştü
Soğuk Savaşı’n bitişinin ardından (Soğuk olmamıştı gerçi, Vietnam Savaşı, Afganistan Savaşı, Arap İsrail Çatışmaları’nda milyonlarca kişi ölmüştü) ABD eskisinde olmadığı kadar dünyanın jandarmalığına özendi. Ülke liderleri ABD’den belirlendi. İşlerine gelenler iş başında kaldı, muhalifler bertaraf edildi. Kendi menfaatleri için diğer milletlerin çoğu değersiz ve aşağı görüldü. Milyonlarca insan ölürken, bu yönde kararlar alanların vicdanları biz zaten yoktuk ki diye bağırdı. İşte yanı başımızdaki Irak en yeni örnek…

Ve bunların hepsi; saçma denge politikalarının, dışa kapanıklığın; sosyal, ekonomik, siyasal ve beyinsel fakirlik unsurlarının geri kalmışlığının bir yansıması olarak bize cezayı kesti kesmeye de devam ediyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder